Edirne’de 300 Ton Altın Bulundu


Edirne’de 300 Ton Altın Bulundu

Yasalar gereği bulunan altının yüzde 50′si devlete, yüzde 10′u belediyeye, yüzde 40′ı ise altın arayıcılarına veriliyor.

300 ton altın bulundu

Hazine avcısı 5 kafadarın başlattığı kazıda, tonlarca altının ilk izine rastlandı. Gelişmiş dedektörler altın yığınlarını tespit etti.

Başkan Da İşin İçinde!
Edirne’de Belediye Başkanı Hamdi Sedefçi’nin oğlunun da aralarında bulunduğu 5 kişinin ‘Ya tutarsa’ diye başlattığı hazine avında tam 12′den vuruldu. Hazine avcılarının aradığı Osmanlı İmparatorluğu’ndan kalma sikke halindeki 300 ton altının ‘izi’ bulundu.

9.5 Metre Derinlikte 3 Odacık…
Belediyenin Temizlik İşleri Müdürlüğü bahçesinde yapılan kazıda, 9.5 metre derinlikte bir kapak ve kapağın hemen altında da 3 odacık bulundu. Eski Osmanlı darphanesi olduğu iddia edilen kazı alanında, kapağın altında tomruk şeklinde altın yığınları tespit edildi.

Trilyoner Olacaklar
Avcılar kazıya ara verip, daha büyük bir dedektörle altınların tam yerini tespit edecek. 300 ton altının piyasa değeri yaklaşık 3 milyar dolar. Yasalar gereği bulunan altının yüzde 50′si devlete, yüzde 10′u belediyeye, yüzde 40′ı ise altın arayıcılarına veriliyor.

Bulgarlar’a kaptırmamak için altınları gömdüler…
Edirne’deki hazinenin ilginç bir hikayesi var. Kazı yapılan yerde Osmanlı döneminde darphane binası bulunuyordu. Balkan Savaşları’nda Bulgarlar Edirne’yi işgal edince, Osmanlı yetkilileri ilginç bir yola başvurdu.

“Altınlar düşmanın eline geçmesin” diyen Osmanlılar, bir çukur açarak altınları gömdü. Altınların yerini belirlemek için hazırlanan harita da elden ele dolaştıktan sonra Bulgaristan Türkü olan kadının eline geçti.

Hazine göründü!

Edirne Belediyesi’nin bahçesinde süren hazine avında şok gelişme: Kazılan yerin 9.5 metre altında, tomruk halinde 300 ton altın var!.

Edirne’de filmlere, kitaplara konu olabilecek bir heyecan yaşanıyor. Edirne’de gömülü 300 ton altın olduğu söylentisiyle define avına soyunan Edirne Belediye Başkanı Hamdi Sedefçi’nin oğlu ile dört ortağı, hedefi 12′den vurdu. Her şey Bulgaristan’dan getirilen bir haritanın, define avcısı Şefik Topçu’ya verilmesiyle başladı. Harita, belediye bahçesinde büyük bir hazine bulunduğunu gösteriyordu. Ve Başkan Sedefçi’nin izniyle, hemen kazı başladı. Arkeologlar bu işe itiraz ederken, çevredekiler de ‘Burada hiçbir şey yok’ diyorlardı. Ancak yılmayan hazine avcıları dün Edirne Belediyesi’nin Temizlik İşleri Müdürlüğü bahçesinde dedektörle tomruk şeklinde altın yığınları belirledi.

OSMANLI DARPHANESİ Mİ?
Altın aranan yerde 9,5 metre derinlikte kapak, kapağın altında da 3 odacık bulundu. Osmanlı darphanesine ait olduğu iddia edilen 3 odacıkta, 300 ton altın bulunduğu sanılıyor. Değeri 3 milyar dolar olan bu altınlara ulaşılırsa, hem Türkiye hem Edirne hem de Meriç Belediyesi çalışanları ihya olacaklar. Çünkü hazine avcılarından birinin bacanağı olan Meriç Belediye Başkanı Erol Dübek, “Altınları bulursak çalışanlara bir yıllık maaşlarını ikramiye vereceğim” diyor. Şimdi Edirne’de nefesler tutuldu. 9,5 metre derinlikteki odalara ulaşılmaya çalışılıyor.

Bu konu hakkında yapılan yorumlar aşağıdadır.

“Bilinen En Büyük Defineler
1- Dünya’da ele geçen en büyük sikke definesi 1980-90 arası Afganistan’da bulunan bir definedir. 8 milyon gümüş Hellenistik dönem Baktria Krallığı sikkesinden oluştuğu rivayet edilmekte. Bunların tanesi 10 gr. civarı; yani 80 ton gümüşten bahsediyoruz. Taliban rejimi altında ele geçen bu definenin sikkeleri, Taliban tarafından uyuşturucu tacirlerine verildi ve dünyanın her tarafında koleksiyonlara dağıldı. Gelen para ile silah aldılar. Kaçakçılar antika, uyuşturucu ve silah kaçırır; bu üçlü hiç ayrılmaz birbirinden Türkiye’de de böyle….

2- Türkiye’de bilinen en büyük define Beçin Kalesi (Milas) da 1990′larda arkeolojik kazılar sırasında ele geçen bir 16.yy Osmanlı definesi. 20.000 gümüş sikkeden oluşmakta. Hepsi müzede. Bu sikkeler 1 ile 3 gram arasında değişmekte. Yani 20-30 kilo gümüş sikkeden bahsediyoruz. Boşuna Beçin’e kimse para aramaya gitmesin; hepsi bulundu!!!! Zaten bunun maddi değeri öyle hayaller kurulmaya deyecek bir şey değil, emin olun. Ama tarihsel değeri oldukça fazla bilim adamları için.

Her gün bir sürü kaçak define kazıcısı boş hayaller peşinde koşarken yakalanıyor. Mahkemeler bu tür davalar ile dolu. Hangisine sorsanız 40-50 ton altınlardan bahsederler. Nedense hiç bulan olmaz bunları. Çünkü öyle bir şey yok. Ama kazıları ile arkeolojik katmanları tahrip ederler, tarihi binaları dinamitlerler. Bu hep böyle.

Ayrıca altın falan bulamazlar ama mermer heykeller gibi şeyler ele geçirirler, başarılı olanları bunları yurt dışına kaçırır; ondan sonra devletimiz geri almaya çalışır durur bunları.

Ben bu tür yalan haberlerin gazetelerde basılmasına karşıyım. Adamlar bulsa öyle bir define, bunun haber değeri var belki, ama henüz bulunmamış, rivayetten ibaret bir konu. Muhtemelen fos çıkacak bir başka değinen de olmayacak buna.

Ama bu arada bir sürü insan “vay böyle şeyler var ha, taşımız toprağımız altın” diyecek, boş hayaller kurup orayı burayı deşecek. Çünkü kısa yoldan köşeyi dönmek herkezin hayali. Bizde bu kadar çok hayal varken, kimse oturup, çalışıp Bill Gates gibi bilgisayar programları falan geliştirmeye kalkmaz. Halbuki bakınız, Bill Gates şu an Türkiye Cumhuriyeti devletinden daha zengindir. Belki tekel oluşturdu, bu parayı haketmedi diyebiliriz, ama gene de yöntemleri ne olursa olsun, asıl hazineyi bulan, onu çalışarak elde eden kendisidir. Amerikalıların, Japonların tuzu kuru, topraklarında öyle ahım şahım tarihi eserler olmadığı için, hayal kurmayı bırakıp, çalışarak dünyaya ekonomik güçle hükmediyorlar. Biz ise boş hazine hayalleri peşinde koşuyoruz.

Bugün Türkiye’de definecilerin websiteleri var, “nasıl altın bulunur” gibi kitaplar basıyorlar. Yasalardaki açıkları kullanıp metal dedektörleri üretip satıyorlar; 1 milyon civarında metal dedektörü var bugün Türkiye’de.

Yani görünen o ki her 70 kişiden biri aktif olarak kaçak kazı yapıyor. Tarihi eserleri talan ediyor. Ama etrafıma bakıyorum, öyle hazinelerle, definelerle köşeyi dönmüş o 70 kişiden birine asla rastlayamıyorum. Onun yerine elinde ne var ne yoksa bu işlere harcamış, sahte haritalarla kazıklanmış, fakirleşmiş bir sürü insana rastlıyorum. Ya da yakalandıklarında adli sicili olmuş, ceza almış yüzlercesine.

Bu bir hastalık. Etrafında böyle insanlar olanlar ne demek istediğimi anlayacaktır. Bu hastalığın sonu yok. Kumardan veya uyuşturucu kullanmaktan hiç farkı yok. “Ya çıkarsa?” sorusu kafaları kurcalamaya devam ettiği sürece, ne yasalar ne cezalar bu insanları yıldıramıyor. Ve bu insanlar için “para etsin, ne olursa olsun” mantığı işlediğinden define hazine denince aklınıza sadece antik kalıntılar gelmesin; camiler, kervansaraylar, yani tarihimizin her kalıntısı birer hedef, hepsi yağmalanıyor, zarar görüyor. En korkuncu ise içinde altın vardır diye dinamitlerle kaya mezarlarını falan patlatmaları. Bunları tekrar yerine asla koyamayacağız.

Arykanda da sadece ve sadece 1 adet altın sikke bulundu kazılar sırasında. O da antik değil, 1856 yılından bir Osmanlı altını; aynısını herhangi bir kuyumcudan “Reşad altını” adıyla satın alabilirsiniz. 100 YTL bile etmiyor değeri. Yani altın bir eser olsa herhalde 1971′den beri her yaz iki ay, günde 50 işçi çalıştırarak, binlerce metreküp toprağı kazan kazı ekibi mutlaka bulurdu.

Gördüğünüz gibi boş hayaller sadece peşinde koşanlara kişisel zarar vermiyor; aynı zamanda arkeolojik ve turistik bir cazibe merkezi olan bir antik kentimize de zarar veriyor. Buradaki tahribatı tamir etmek mümkün değil. Artık yok oldu bazı şeyler.

Alın size Arykanda’dan daha eski yıllardaki defineci tahribatları:

Kırılan Lahit:

Kazılarda bulunan ve içi boşaltılan bu lahit (içinde sadece iskelet vardı, buluntu ele geçmedi), daha sonra balyozla defineciler tarafından parçalandı. Önünde mozaik taban vardı, kaçak kazı ile mozaiye büyük tahribat yapıldı.


Az kalsın duvarı yıkılan yapı:

Kazılar sonrasında taşları özgün yerlerine konarak kısmen restore edilen bu yapının fotoğrafta görülmeyen soldaki duvarının temelini oluşturan iki blok “içinde altın vardır” diye defineciler tarafından parçalandı. En alttaki bloklar olduğu için binanın statik dengesi bozuldu, zar zor kırılan bloğun yerine taş doldurarak tamir edebildik. Az kalsın bina tamamen çöküyordu.

Bu arada definecilik, tarihi eserlere tahribat ve hatta mezar kırma, Türk’lere ait bir hobi zannedilmesin diye ekleme yapmak istedim. Mesela Italyan’ların “kutsal” saydıkları noel baba’nın Osmanlı koruması altındaki kilisesine gizlice girip, mezarını kırıp, kemiklerini çalmaları aklıma geldi. Kemik parçaları halen Italya’da bir kilisede sergilenmekte. Kırık mezarı ise Demre’de ziyaret edilebilir..

Tabi ki bütün dünyada var bu hastalık. İtalyanlar hatta bu konularda bizden meşhur. Gözü dönmüşlük din, millet dinlemez. İşin ucunda para olduğunda karanlık karakterlere her ülkede rastlanır. Bizdekilerin çoğu, onların yanında biraz saf kalıyor hatta. Ama gene vurguluyorum, yok edilenler sadece antik dönem değil, Osmanlı döneminin tarihsel mirası da katlediliyor. Kolaksiyonlara koyma adına İstanbul’daki camilerden çalınan mezar taşları, halılar, kilimler, şamdanlar, çiniler, hat örnekleri, el yazmaları….saymakla bitmez.

Bu haberi dün ATV haberde canli yayinda gösterdiler.Adamlar teknolejinin yardimi ile bir tünele bagli 3 tane oda buldular ama 9.5 metre kazdiklarina ragmen daha odalara varamadilar. Detektörler odalarin icinde birsey oldugu gösteriyor,95% altin “diyorlar

Alıntı

About these ads
    • tolga
    • 03 Tem 2013

    toptagın altındakinin kime ne faydası var.. topragın üstüne cıksında birilerine faydası olsun.. bu kafa iyi kafa degıl düşünceleriniz yanlıs.yok lahıt kırılmış yok kaya mezarı kırılmış. cokmu lazım sana bunlar ne faydası var bunların.. biz daha guneydogudakı topraklarımızı zor zapdediyoruz sende kalkmıssın internet başında kaya mezarlarını korumaktan bahsediyorsun..

    • hüseyin
    • 14 Tem 2014

    elinizde saglam olduguna inandıgınız define bölgesi varsa ve bilgisel ve fiziksel destek ihtiyaç duyuyorsanız belirli bir hediye karşılıgında yanınızda olabilirim yanlız aramadan önce şunlara dikkat etmenizi rica ederim ! 1. imanınıza güvenmek 2.allah korkusu taşımak 3.kazıda kesinlikle kan bagı olan birinin olmaması ( gömü sahipliyse musallat veya çıldırma olasılıgı dogurdugundan ) 4.kazı alanında bulunmaya basladıktan sonra zihnini kontrol edebilen 5.daha önceden tecrübe sahibi olan 6.kazı yapılacak bölgenin kazıda bulunacak kişiler harici kimseye bahsedilmemesi eger yukarıdaki sartlara uygun sanız bana ulaşabilirsiniz isim hüseyin yaş 23 bölge ankara define tecrübem mevcuttur 0543 962 18 38

  1. No trackbacks yet.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logo

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ photo

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

%d blogcu bunu beğendi: